Laktasyon Aşamaları

Kolostrum konsantrasyonu, gebeliğin ortalarında sentezlenmeye başlar. Bu salgısal farklılaşmaya, “laktojenez I” denir. Bu andaki prolaktin değerlerinin artışı, emzirme başlangıcına en yakın işlevsel gelişim durumundadır. Yüksek seviyedeki progesteron değerleri ise, bu durumun ilerlemesini kontrol altında tutar.[1]

 

Bebeğin doğum anına kadar, yani, prepartumdan doğuma kadar süt bileşenlerinin konsantrasyonlarında çok fazla bir değişiklik yoktur. Doğumla birlikte, annenin metabolizmasında prolaktin değerleri yükselir ve progesteron değerleri ise hızlı bir geri çekilmeye başlar. Bu salgısal farklılaşmaya, “laktojenez II” denir. Bu ilk konsantrasyon kolostrumdur ve kolostrumun olgun süte geçişi 72 – 96 saat sürer. Emziren annenin sütünün bileşenleri, doğum sonrasında 4 gün süresince nispeten istikrarlıdır.[2]

 

Anne Sütünün Hacmi

 

Olgun sütün % 87.5’unu su oluşturmaktadır. Meme içindeki su, laktoz sentezi sonucu ozmotik dengeyi korumak için laktositlerin içine çekilir. Laktoz sentezi su ile birlikte süt salgısının içine girer. Bu nedenle de laktoz, süt verimi üzerinde büyük bir kontrol sahibidir.

Meme İçindeki Süt Miktarı: [3]

Doğumdan Sonra İlk 24 saat 3. gün 14. gün
Süt Verimi 37.1g (7 – 122.5) 408g (98.3 – 775) 1156g

 

 

  1. MEME ANATOMİSİ

 

Memenin Oluşumu (Mammogenesis)

 

Meme gelişimi, emzirmeyi etkileyen üç ana aşamaya uğrar:

  1. Embriyolojik ve bebeklik döneminde gelişim
  2. Ergenlik döneminde gelişim
  3. Gebelik ve emzirme döneminde gelişim

  1. Embriyolojik ve Bebeklik Dönemi[4]

 

  • Gebeliğin ilk ayında, hem erkek hem de dişi embriyonun meme gelişimi, koltukaltından (axilla) uyluğa (thigh) doğru ve karın (ventral) yüzeyi boyunca iki çizgi halinde uzanan bez doku olarak başlar. Bu çizgilere (milk ridge), “Süt hatları”, “Süt çizgileri”, “Galaktik bantlar”, “Meme sırtları” ya da “Süt sırtlar” denir.
  • Beşinci hafta boyunca, göğüs kafesi (thorax) bölgesindeki bu süt hatları,  bir gün geleceği meme formuna kadar, geri kalan gelişimini tamamlamaya devam eder.
  • Fetal yaşamda ilerleyen iki ay boyunca, ön meme kanalları ve yumuşak life benzer bağ dokusu, meme içini bir tomurcuk gibi sarar ve bunların üzerini, kahverengi kısım (areola) ve meme ucu kaplayarak meme anatomisi oluşmaya devam eder.
  • Hamileliğin ortalarında ise, fetüsün kanal sisteminin temelini oluşturacak olan tübüller, meme başlarının içine doğru ikiye ayrılarak açılan ikincil tomurcuklar gelişir.

 

Doğumdan Ergenliğe Geçiş

 

Doğumdan sonra bebeğin memeleri, meme kanalları, meme ucu ve areola oluşmuştur. Meme ucu genellikle doğumdan kısa bir süre sonra tersine doğru ya da içe doğru çevrilmiş olabilir.

Hem erkek hem de kız çocuklarının meme bezleri ergenlik dönemine kadar aynı pasif özellikte kalır.

 

Biliyor musunuz?[5]

Doğumdan kısa bir süre sonra fetüse plasentadan geçen annenin hormonlarının bir sonucu olarak, her iki cinsiyetteki bebeğin de göğüsleri şişmiş olabilir ve cadının sütü denilen süt benzeri beyaz bir madde az miktarda salgılanabilir. Bu durum her hangi bir müdahaleyi gerektirmez ve bir süre sonra kendiliğinden düzelir. Bebeğin meme ucuna dokunup, sıkmamak ve sütü sağarmış gibi yapmamak gerekir.

 

  1. Ergenlik Dönemi

 

Meme gelişimi (thelarche), genellikle kızlarda ergenliğin ilk işaretidir.  Meme gelişiminin ortalama yaşı 9.5 – 10.3 yaş civarıdır ama etnik kökene de bağlı olarak 7 yaş civarında da gelişebilir.[6] [7]

 

Başlangıçta östrojenin ve daha sonra progesteronun (yumurtalıklar tamamen işlevsel hale gelmeye başlar) etkisi ile kız çocuklarının göğüsleri büyümeye başlar.

  • Östrojenin etkisi arttıkça kanal sisteminde büyümeye ve dallanma neden olur.
  • Progesteronun etkisiyle (menstrüel döngünün luteal fazında / ikinci yarısı) alveol tomurcukları ve kanallar çoğalmaya devam eder. Foliküler fazda (menstrüel döngünün ilk yarısı – ovulasyona kadar geçen süre) ise hormonel desteğin kaybı ile gelişimde biraz gerileme oluşur. Ancak büyüme birbirini izleyen her döngüde yeniden meydana gelmeye başlar.
  •  Diğer hormonlar prolaktin, folikül uyarıcı hormon (FSH), luteinizan hormonu (LH), büyüme hormonu, somatotropin, tiroid uyarıcı hormon ve ACTH gibi hormonların da meme gelişiminde rolü vardır.

 

Destekleyici bağ dokusu ve koruyucu yağ dokusu da bu dönemde gelişir. Kademeli olarak gerçekleşen büyümeye ilişkin değişiklikler her adet döngüsü ile gerçekleşmeye devam eder ve çoğu zaman büyüme 16 yaşında tamamlanmış olur.

 

  1. Gebelik ve Emzirme Dönemi

 

Hamilelik sırasında laktojenez 1 (salgı farklılaşma) başlangıcı ile meme içinde süt üreten bezler çalışmaya başlar.

 

Laktojenez 1 (Salgı farklılaşma)[8]

 

Hamilelik dönemi, meme epitel hücrelerinin farklılaşarak, mesela laktoz gibi eşsiz süt bileşenlerini sentezleme kapasitesi ile laktositler içine aktarımın başladığı bir dönemdir.

 

Bir gebeliğin ilk yarısında, duktal – lobuler – alveol  (süt kanalları-süt bezleri-alveoller) sistemin büyümesi hızlıdır. Alveoller, farklı lobülleri oluşturan kanal sisteminin uç kısımlarından çoğalır. Meme büyüklüğü gebelik sırasında çoğu kadında artar.

 

Hamilelik sırasında östrojen, progesteron, prolaktin, plasenta laktojeni, epidermal büyüme faktörü destekleyici metabolik ve büyüme faktörü, paratiroid ilgili protein, relaksin kortizol, insülin gibi tüm hormonlar bulunmaktadır. Bu gösteriyor ki, meme büyümesi plasental laktojen madde seviyesinin artması ve meme fonksiyonu ise prolaktin seviyelerinin artması ile ilişkilidir. Dolaşımdaki yüksek progesteron plazma konsantrasyonu, salgısal süreci kontrol eder.[9]

 

Yaygın bir anlayışın tersine, gebelik sırasında oluşabilecek meme büyüklüğü artışının sonrasındaki meme büyüklüğü derecesi ile ilişkisi yoktur.[10]

 

Gebelik dönemi ve meme bezlerinin büyümesi arasında geniş farklılıklar olabilir:

  • Bazı kadınların ilk trimesterilerinde (ilk üç ay) yoğun büyüme gerçekleşir.
  • Bazı kadınların gebelikleri boyunca kademeli olarak büyüme gerçekleşir.
  • Bazı  kadınların ise, önce ve/veya doğum sonrasına kadar hiçbir bir büyüme gerçekleşmez.

 

Sağlıklı bir gebelikte sırasında, meme büyümesi ve emzirme fonksiyonu (süt üretimi – emzirmenin ilk ayı) arasında hiçbir ilişki yoktur.[11]

 

  1. FONKSİYONEL ANATOMİ

 

Meme bezleri (corpus mammae) oluşturanlar:

  • Parankim: Kanallar, loblar ve alveol yapıları
  • Stroma: Bağ dokusu, yağ dokusu, kan damarları, lenf ve sinirler

 

“Son yıllarda araştırmacılar, ultrason teknolojilerini kullanarak emziren memenin anatomik yapısı üzerine kesin bulgulara ulaşmıştır. Bu teknolojinin yararı ile meme anatomisi hakkındaki bazı eski görüşler çürütülmüştür. Ancak, hala meme anatomisi hakkında eski bilgileri içeren kitaplarla karşılaşmak mümkündür. Eski bilgilere karşı dikkatli olup, verilerin doğruluğunu sınamak son derece önemlidir.”[12]

 

Memenin Kapasitesi

 

Memenin kapasitesi, annenin emzirme döneminde herhangi bir zamanda, meme içinde saklanması mümkün olan maksimum süt miktarı anlamına gelir.

 

Daha önce de belirtildiği gibi, alveoller aracılığıyla üretilen süt saklanır. Birçok kadının emzirme öncesinde ve sonrasında meme hacmi ölçülerek, 24 saatlik bir süre boyunca incelenmiştir. İncelemenin sonucunda, kadınlar arasında ve aynı kadının memeleri arasındaki olası depolama kapasitesinde büyük varyasyonlar belirlenmiştir.[13]

 

Bunu anlamak çok önemlidir; memelerin tümünün farklı boyutlarda olduğu açıktır ve meme kapasitesi de oldukça değişkendir. Ancak, tekrar altını çizmekte fayda var; meme büyüklüğü ve süt depolama kapasitesi arasında herhangi bir ilişki söz konusu değildir. Adipoz (yağ) doku, görünür memenin büyüklüğünü belirler, ancak süt kapasitesini belirlemez. Fonksiyonel glandüler (bez) doku miktarı, sütü kapasitesini belirler. Bu durum, süt sentezi ile ilişkilidir.

 

Süt Çıkarma Refleksi

 

Memedeki sütün boşaltılması, süt üretimini sağlamak için gereklidir. Süt çıkarma refleksi, bir nöro-hormonal refleks tarafından kontrol edilir. Süt çıkartma refleksi (MER), fiziksel olarak çok hassas olan meme başı ve areolanın uyarılması ile aktive olur. Bu aktivasyon, alt dallardaki 4. interkostal sinirin uyarılması ile başlar.

 

Sinir uyarıları hipotalamusa gider, daha sonra arka (posterior) hipofiz bezinden oksitosin hormonunun ve ön (anterior) hipofiz bezinden prolaktin hormonunun salgılanmasına neden olur. Oksitosin, meme içine kan dolaşımı yoluyla ulaşır ve her bir alveolü çevreleyen myoepitelyal hücrenin süt kanalları (duktal) sisteminin içine ve meme ucuna doğru sütün ulaşmasını sağlar.

 

Süt çıkarma refleksi azaldığında, kalan süt alveollere geri döner. Hiç MER olmadığında, anne sütünün minimal kalanı sadece duktal sistemde kalır.[14]

Bunu Düşünün!

Peri-areola kesikleri (areolanın etrafının kesilmesi), örneğin, meme küçültme ameliyatlarında rutin olarak uygulandığı gibi, 4. interkostal sinirin zedelenmesi sonucu  süt çıkarma refleksinin işleyişini engelleyecektir.

 

Oksitosin hormonu, yaklaşık olarak 1,5 – 2 dakikalık bir süre etkili ve ritmik bir şekilde salınır. Bu, aynı zamanda her bir süt çıkarma süresi ile ilişkilidir. Emzirmenin ilk dakikalarında ortalama olarak 3  – 8 kez süt çıkarma refleksinin oluştuğu rapor edilmiştir.[15] [16] [17] Süt çıkışının süresi ve sayısı her iki memeyle de ilişkilidir. [18] Bebeğin süt alımı sayısı, süt çıkışı süresi ile ilgilidir. Yapılan bir çalışmada, annesinin süt çıkışı başarısız olduğu için bebek sadece 5gr süt alabilmiştir.[19] Pek çok annenin aktardığı ilk süt çıkışını algılama raporuna göre, bazı kadınlar, süt çıkışı sırasında herhangi bir fiziksel farkındalığın oluşmadığını bildirmişler.

MER yok = Bebek AÇ!!

 

Her MER meme ucu ve areolanın uyarılması sonucu ortaya çıkar ama aynı zamanda da bir şartlı refleks haline gelir. Oksitosin, fiziksel ve psikolojik faktörlere bir yanıt olarak salgılanan ya da bu tür faktörler tarafından salgılanması engellenen bir hormondur.

 

Oksitosini Uyaran Faktörler:

 

  • Bebeğin ağlamasını duyduğunda
  • Bebeği düşündüğünde
  • Emzirmeye yöneldiğinde / hazırlandığında
  • Bebeği emzirirken – her zaman

 

Oksitosini Engelleyen Faktörler:

 

  • Korku
  • Ağrı
  • Utanma
  • Kaygı

 

Oksitosin….[20]

 

  • Alveolleri çevreleyen myoepitelyal hücreleri uyararak, süt çıkışını başlatır.
  • Rahim kasılmalarını arttırarak, rahmin tekrar eski haline gelmesini sağlar ve kanama risklerini azaltır.
  • Anne memesinin ve teninin sıcaklığını arttırır ve bebeği ısıtır.
  • Annenin karamsar ruh haliyle savaşmasını sağlar ve annenin anksiyetesini azaltarak dinginliğini sağlar.
  • Doğumdan sonra erken uyanmayı, uyku sırasında ses ve hareketlere duyarlı olmayı sağlar ve ebeveynlik davranışlarını geliştirir.
  • Susamaya neden olur.

 

Yağ Dokusu

Yağ dokusu üç yerde bulunur:[21]

 

  1. Subkutan (Cilt altında): Derinin doğrudan altında bulunur. Subkutan yağ dokusu, meme ucuna en yakın olan ve meme ucundan itibaren kalınlığı artan bir yağ dokusudur.
  2. Intraglandular (Bez içinde) :Glandüler doku ile iç içe olması nedeniyle ayırt etmek zordur.
  3. Retromammary (Meme arkası – İç sırt kısmı)

 

Yağ dokusu miktarı, kadınlar arasında değişiklik gösterebilir; ancak, aynı kadının her iki memesinde de benzer orandadır.

 

Coopers Ligament (Bağ Dokular)

 

Cooper Ligamentler, meme içindeki bez ve yağ dokuları için destek sağlar. Bu bağ dokusunun gevşek bir yapısı vardır.

 

Meme derisinin iç tarafında ve göğüs kasları arasında fibröz bağlantıları bulunur. Yağ dokuları ve lifli lobuler dokular ile birlikte çalışarak, onların memeye şekil vermesinden ve yapılandırmasını korumasından büyük ölçüde sorumludur. Aynı zamanda, bu bağ dokuları, meme pitozis (sarkma) önleme görevinin büyük bir bölümünü üstlenmiştir.[22]

 

 

 


 

[1] Cox DB, Kent JC, Casey TM, Owens RA, Hartmann PE. (1999) Breast growth and the urinary excretion of lactose during human pregnancy and early lactation: endocrine relationships Exp Physiol 84(2):421-34

[2] Neville MC. (2001) Anatomy and Physiology of Lactation Pediatr Clin North Am 48(1):13-34

[3] Saint L, Smith M, Hartmann PE. (1984) The yield and nutrient content of colostrum and milk of women from giving birth to 1 month post-partum Br J Nutr 52(1):87-95

[4] Skandalakis JE. (2009) Embryology and Anatomy of the Breast Berlin, Heidelberg: Springer Breast Augmentation: Principles and Practice, Ed. Shiffman MA 3-24

[5] Neville MC. (2001) Anatomy and Physiology of Lactation Pediatr Clin North Am 48(1):13-34

[6] Wu T, Mendola P, Buck GM. (2002) Ethnic differences in the presence of secondary sex characteristics and menarche among US girls: the Third National Health and Nutrition Examination Survey, 1988-1994. Pediatrics 110(4):752-7 http://pediatrics.aappublications.org/cgi/content/full/110/4/752

[7] Pang WW, Hartmann PE. (2007) Initiation of human lactation: secretory differentiation and secretory activation. Journal of mammary gland biology and neoplasia 12(4):211-21

[8] Pang WW, Hartmann PE. (2007) Initiation of human lactation: secretory differentiation and secretory activation. Journal of mammary gland biology and neoplasia 12(4):211-21

[9] Cox DB, Kent JC, Casey TM, Owens RA, Hartmann PE. (1999) Breast growth and the urinary excretion of lactose during human pregnancy and early lactation: endocrine relationships Exp Physiol 84(2):421-34

[10] Cregan MD, Hartmann PE. (1999) Computerised breast measurement from conceptionto weaning: clinical implications J Hum Lact15(2)

[11] Cox DB, Kent JC, Casey TM, Owens RA, Hartmann PE. (1999) Breast growth and the urinary excretion of lactose during human pregnancy and early lactation: endocrine relationships Exp Physiol 84(2):421-34

 

[12] Ramsay DT, Kent JC, Hartmann RA, Hartmann PE. (2005) Anatomy of the lactation human breast redefined with ultrasound imaging J Anat 206(6):525-534

[13] Daly SE, Di Rosso A, Owens RA, Hartmann PE. (1993) Degree of breast emptying explains changes in the fat content, but not fatty acid composition, of human milk Exp Physiol 78(6):741-755

[14] Ramsay DT, Mitoulas LR, Kent JC, Cregan MD, Doherty DA, Larsson M, Hartmann PE. (2006) Milk flow rates can be used to identify and investigate milk ejection in women expressing breast milk using an electric breast pump. Breastfeed Med. 1(1):14-23

 

[15] Ramsay DT, Mitoulas LR, Kent JC, Cregan MD, Doherty DA, Larsson M, Hartmann PE. (2006) Milk flow rates can be used to identify and investigate milk ejection in women expressing breast milk using an electric breast pump. Breastfeed Med. 1(1):14-23

[16] Rasmussen KM, Kjolhede CL. (2004) Prepregnant overweight and obesity diminish the prolactin response to suckling in the first week postpartum. Pediatrics. 113(5):e465-71 http://pediatrics.aappublications.org/cgi/content/full/113/5/e465

[17] Kent JC, Mitoulas LR, Cregan MD, Geddes DT, Larsson M, Doherty DA, Hartmann PE. (2008) Importance of vacuum for breastmilk expression. Breastfeed Med. 3(1):11-9

[18] Prime DK, Geddes DT, Spatz DL, Robert M, Trengove NJ, Hartmann PE. (2009) Using milk flow rate to investigate milk ejection in the left and right breasts during simultaneous breast expression in women. Int Breastfeed J. 4(1):10 http://www.internationalbreastfeedingjournal.com/content/4/1/10

[19] Ramsay DT, Kent JC, Owens RA, Hartmann PE. (2004) Ultrasound imaging of milk ejection in the breast of lactating women Pediatrics 113(2):361-7 http://pediatrics.aappublications.org/cgi/content/full/113/2/361

[20] Uvnas-Moberg K, Petersson M. (2005) [Oxytocin, a mediator of anti-stress, well-being, social interaction, growth and healing] Z Psychosom Med Psychother. 51(1):57-80

[21] Ramsay DT, Kent JC, Hartmann RA, Hartmann PE. (2005) Anatomy of the lactation human breast redefined with ultrasound imaging J Anat 206(6):525-534

[22] A.g.y.

Instagram

Duyurular

Sitemizle ilgili duyuru ve bülten için lütfen e-posta adresinizi ekleyiniz.

Sosyal Medya