Emzirmenin Doğum ile İlişkisi Nedir? (Erken Ten Teması Üzerine…)

Gebelik, doğum ve emzirme bir bütündür; aynı sürecin aşamalarıdır. Bebek dünyaya geldiği anda hızlıca anneden ayrılması ve anne memesine konmaması, bebeğin bu durumdan fizyolojik olarak nasıl etkilendiğini bildiğinizde, bunu bir vahşet olarak değerlendirmeniz kaçınılmazdır.

 

Anne ve bebeğin ilk ten teması, doğumun hemen ardından kurulması gerekir.[1] Bunun en önemli nedeni, annenin rahmin güvenli ortamında bakıp koruduğu bebeğine, “Sen dünyaya geldin ve rahmimden çıktın ama ben yine yanındayım, hala buradayım ve seni hep koruyacağım” mesajını iletmesidir.  Bir diğer önemli iki nedeni de hipotermi ve düzensiz solunum riskini ortadan kaldırmasıdır. Bebekler rahimin sıvı ve güvenli ortamından, oksijen alanı olan dış dünyaya çıktıklarında aslında son derece karmaşık fizyolojik ve psikolojik süreçler yaşarlar. Anne karnındaki bebeğin vücut ısısı, anne iç ısısından biraz daha yüksektir. Doğumdan sonra, bebeğin vücut ısısı belli oranda düşer. Vücut ısısı, 36.5°C altına düştüğü durumda hipotermi meydana gelir; 32-36°C orta hipotermi ve 32°C altı ciddi hipotermi olarak değerlendirilir. Bebeğin, doğumun hemen ardından annenin tenine bırakılmasının hipotermi riskini ortadan kaldırdığı gözlemlenmiştir. Bebeklerin akciğerleri, ana-rahminde hava yolu ile değil plasenta sıvısı ile solunum işlevini gerçekleştirirler ve doğdukları anda akciğerlerinde biriken bu sıvıyı boşaltmaları gerekir. Bu sıvıyı boşaltma sırasında, akciğerlerin oksijenle tanışması nedeniyle bebekler oldukça yüksek bir tonda ağlar. Aslında bu ağlama, “Beni annemden ayırma!” ağlamasıdır. Bebeğin akciğerleri açıldıktan sonra burun yoluyla nefes alarak, solunumunu bu dünyaya uyarlaması gerekir. Yani, ağlamadan ağzını kapatarak burnundan nefes alması gerekir; bebeğin susması gerekir. Bebeğin doğumun hemen ardından susması, ancak annesinin teninde mümkündür. Doğumun hemen ardından uzun süre ağlayan bebeğin kortizol seviyeleri yükselir. Bebeğin yaşadığı bu stres, bağışıklık sistemin baskılayabilir; ayrıca, bebeğin zihinsel süreçlerini, sindirim ve böbrek fonksiyonlarını da olumsuz etkileyebilir.

 

Bu anlamda bebeğin, bir takım ölçüm ve değerlendirmeler yapma nedeniyle doğumun hemen ardından anneden derhal uzaklaştırılması doğru değildir. Onun bu dünyaya annesinin sıcak teninde adapte olmasına izin vermek gerekir. Dünyaya annesinin teninde adapte olmaya çalışan minik insan ortalama 20-60dk içinde memeyi bulur ve ulaşır. Biz insanın en temel içgüdüsü emmek ve annemizin sıcak teninde huzur bulmaktır. Bu sürecin doğallığı bize bunu ispatlamaktadır.

 

 

Doğumdan sonra hemen bir sebepten ötürü bebeğine kavuşamamış ve ten temasını ilk etapta sağlayamamış annelere önerim:

 

Öncelikle, tüm annelere doğuma ve emzirmeye ilişkin sahip oldukları hakların bilincinde olmalarını ve de bu konudaki tüm taleplerini doğum yapacakları hastaneye iletmelerini öneririm. Bu anlamda annenin, doğumunu gerçekleştireceği hastane ve ilgili sağlık profesyonelleriyle bir işbirliği içinde olması, yaşayacağı süreçlerden haberdar edilmeyi talep etmesi son derece önemlidir. Doğum, ister sezeryan yoluyla doğum olsun, ister vajinal yolla doğum olsun “Normal” bir olaydır. Doğumun bu normal olan doğası mümkün olduğunca tahrip edilmemelidir.

Dünya Sağlık Örgütü, UNESCO ve UNICEF[2] (2002, Facts for life: A Communication Challenge) bebeklerin ve çocukların bakımı ile ilgili olarak hazırladıkları tavsiye raporunda şöyle der:

 

Bebekler, doğum anında hızlı bir biçimde öğrenmeye başlarlar. Onların büyüdükçe gelişecek olan hızlı öğrenme becerilerini, aldıkları sevgi, ilgi ve uyarımlar destekler. Doğumdan sonra ilk bir saat içinde kurulan ten teması ve emzirme, bebeklerin daha iyi bir büyüme ve gelişim elde etmesine yardımcı olur ve de anneleri ile kurdukları iletişim, huzurlu olmalarını sağlar. Bebeğin çevredeki dünyayı keşfetmesi kullandığı dokunma, işitme, koku, görme ve tat gibi araçlar aracılığıyla olur. Bebeklerin zihinleri, onlara dokunulduğunda, onlarla konuşulduğunda ve farklı nesnelerle karşılaştıklarında hızlı bir biçimde gelişim özellikleri gösterir. Bebekler, doğumun ardından sevildiklerini ve güvende olduklarını hissettiklerinde çabuk öğrenir; hızlı bir gelişim grafiği gösterirler.

 

Bu paragraf özetle şunu söylemektedir: bir bebeğin sağlıklı gelişimi, annesiyle kurduğu bağ ile ilişkilidir. Annelerin, ister doğumu takip eden dakikalarda, ister hastanede kaldıkları süre içerisinde, ister hastaneden eve çıktıklarından itibaren, bebekleriyle kurdukları ten teması ve iletişim son derece önemlidir. Bir anne, eğer doğum yaptığı hastanenin koşulları izin vermemiş ve bebeğiyle doğumun hemen ardından erken ten teması kuramamışsa, annenin bu teması, hastane odasında ve/veya evin sakin, huzurlu ortamında yaşaması mümkündür. Ayrıca, anne ve bebeğin kurdukları ten teması, emzirme becerilerinin gelişimini de son derece olumlu etkiler.


[1] Calais E, Dalbye R, Nyqvist Kh, Berg M. (2010) Skin-to-skin contact of fullterm infants: an explorative study of promoting and hindering factors in two Nordic childbirth settings. Acta Paediatr. 99(7):1080-90

[2] UNICEF, WHO, UNESCO: Facts for life: A Communication Challenge. New York: UNICEF 2002, p:26.

Instagram

Duyurular

Sitemizle ilgili duyuru ve bülten için lütfen e-posta adresinizi ekleyiniz.

Sosyal Medya